Make your own free website on Tripod.com

Hazırlayanlar

İdris EDE

Murat DÜZ

GİRİŞ

I. ve II. Beş Yıllık Kalkınma Planlarıyla ulaşılan sonuçlar, kazanılan deneyimler, karşılaşılan sorunlar ve ortaya çıkan yeni durumlar, ÜBYKP'nın yeni bir perspektif içinde hazırlanmasını gerektirmiştir. Özellikle Ankara Anlaşması çerçevesinde AET' ye katılmaya geçişi düzenleyen Katma Protokol, kalkınma politikasının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.

"Uzun Dönemli Kalkınmanın ve Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planının Temel Hedefleri ve Stratejisi", kalkınmanın ve kalkınma planlamasının anayasal temelleri ile ülkenin temel sorunları ve kalkınma potansiyeli göz önünde tutularak hazırlanmıştır. Ayrıca Katma Protokol'a, Türkiye'nin perspektif dönemde sanayileşmiş toplumlar arasında yer alma hedefini gerçekleştirecek yönde ve özellikle sanayileşme açısından uygulamada esneklik verileceği göz önünde tutulmuştur.

Bu stratejide genel hedefler seçilirken bugün AET ülkeleri arasında, belirgin bazı verilere göre en az gelişmişlik düzeyinde bulunan ülkenin fert başına gelir düzeyi ve ekonomik yapısı somut bir örnek olarak alınmıştır. Bu gelir düzeyi ve ekonomik yapı üç nedenle benimsenmiştir:

(1)Türkiye'nin milli güvenlik politikası, böyle bir gelişmişlik düzeyine ulaşmayı zorunlu kılmaktadır.

(2)Benimsenen gelir düzeyi ve ekonomik yapının gereği olarak 22 yıllık dönemde öngörülen hedefler, stratejik ilkelere uygun politikalar izlendiği ve planlama araçlarının etkin kullanımı sağlandığı taktirde gerçekleşebilir hedeflerdir.

(3)Ayrıca bu hedefler Türkiye'nin AET içinde ulusal bütünlüğünde ve öz yararlarından kaybetmeden kalkınma olanağı sağlayacak niteliktedir.

I. ve II. Planlarda öngörülüp gerçekleştirilemeyen ve yeniden toplu olarak ele alınmış bulunan "Reformlar"ın bu stratejide ayrıntılarına girilmemiş, yalnızca esasları ve sistem içinde yerleri belirtilmiştir. Gerçekte reformlar anayasanın buyruğu ve kalkınma planlamasının vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu nedenle, iktisadi, sosyal ve kültürel ve kalkınmayı hızlandırmak için bu reformların en kısa zamanda gerçekleştirilmesi zorunlu görülmüştür.

Stratejide ulusal, kültürel bütünleşmenin, sosyal dayanışmanın, duyarlı ve etken bir kamu yönetiminin stratejik ilkelerle özdeşleşmiş sistemli çabaları ile gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Kişi mutluluğunun ve manevi huzurun asgari koşulları güçlenmiş bir ulusun güvenliği ve özgürlüğü içinde sağlanacağı doğal olduğundan, savunma çabaları ile gelişme arasında bir denge kurularak, savunma gücünün modernleştirilmesi, kalkınmanın koşullarından biri olarak benimsenmiştir.

Uzun dönem için öngörülen gelir düzeyini ve ekonomik yapıyı sağlamada, kamu ve özel teşebbüsle birlikte yer veren karma ekonomi sistemi esas olacaktır. Planlar kamu kesimi için emredici, özel kesim için yol gösterici nitelik taşıyacaktır.

 

 

 

 

 

1.BÖLÜM

UZUN DÖNEMLİ KALKINMANIN AMAÇLARI

Anayasal amaçlar ve ilkeler ile ülkenin temel sorunları ve potansiyeli göz önünde tutularak, perspektif plan dönemi sonunda, 1995 yılı için hedef alınan gelişmişlik düzeyini ve ekonomik yapıyı gerçekleştirecek amaçlar saptanmıştır.

1.YAŞAMA DÜZEYİNİN YÜKSELTİLMESİ

1995 Yılı için hedef alınan gelişmişlik düzeyinin ve ekonomik yapının kişi yönünden anlamı, yaşama düzeyinin yükseltilmesidir. Hedef alınan gelişmişlik düzeyi ve ekonomik yapı gerçekleştiğinde, fert başına gelir dört kat artacaktır. Gelir düzeyinin yükseltilmesi topluma daha dengeli bir gelir dağılımı ve yüksek bir istihdam düzeyini gerçekleştirme, ayrıca eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerini iyileştirme ve yaygınlaştırma olanaklarını da sağlayabilecektir. Uzun dönemde yaşama düzeyinin yükseltilmesi gerçekleştirilmiş olacak ve böylece Anayasanın 41. Maddesinde yer alan "...herkes için insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlanması amacı"na ulaşılacaktır.

2.SANAYİLEŞME

Türk toplumunun hızla yükseltebilecek bir ekonomik büyüme, sanayinin milli gelire gittikçe artan oranda katkıda bulunmasını gerektirmektedir. Yaşama düzeyinin yükseltilmesi ile doğacak sınai ürün taleplerinin karşılanması, dış ticaretle ilgili sorunları çözümleyecek ölçüde ihracat ve ithal ikamesi yapılabilmesi, istihdam olanaklarının sürekli ve kararlı olarak arttırılması, tarımda modernleşmenin hızlandırılması, kır-kent arasındaki gelir bölüşümünün iyileştirilmesi, toplumun bütün kesimlerinin verimliliğinin arttırılması, kısaca kalkınma, ancak sanayileşme ile gerçekleşebilir.

Sanayileşmeyi zorunlu kılan diğer bir etken de Türkiye' nin sanayileşmiş ülkelerden oluşan AET' ye katılma yolunda yaptığı siyasal tercihtir.

Sanayileşmenin amacı daha çok tüketim malları sanayiine dönük, nispeten geri üretim teknolojileri kullanan, genellikle küçük üretim birimlerinden kurulu Türk sanayiinde yapısal bir değişikliği ifade etmektedir. Bu yapısal değişiklik ileriyi ve geriyi besleme etkisi güçlü ara malı sanayileri ile teknoloji üretiminde itici ve özendirici bir niteliği olan, aynı zamanda dış kaynaklara bağlılığı hafifleten yatırım malı ve mühendislik sanayilerine ağırlık verilerek, bu dallardaki üretimin toplam sanayi üretimi içindeki payının artması ve bunların dış rekabete olanak verecek niteliklerde kurulup geliştirilmeleri ile sağlanacaktır.

3.DIŞ KAYNAKLARA BAĞLILIĞIN AZALTILMASI

Dış kaynaklara bağlılığın başta gelen belirtilerinden biri, dış ticaret açığının II.Dünya Savaşı'ndan bu yana gittikçe artmasıdır. Bu durum, Türkiye şartlarından bakıldığında, sanayinin gelişmemiş olmasından doğmaktadır.

Dış kaynaklara bağlılığın azalması, mal ihracatının artması, çeşitlenmesi ve toplam içinde sanayi malı ihracatının ağırlık kazanması ile gerçekleştirilecektir. Ayrıca kalkınmanın gerektirdiği ara malı ve yatırım mallarının gittikçe artan ölçülerde yurt içinden karşılanması sağlanacaktır. Aksi halde, dış ticaret açığı, görünmeyen kalemlerdeki gelişmeler ve dış yardım ile karşılanmak durumu sürecektir. Bu nedenle dış kaynaklara bağlılığın azaltılması sanayileşmeyle sağlanacaktır.

4.İSTİHDAM SORUNUNUN ÇÖZÜMLENMESİ VE GELİR DAĞILIMININ İYİLEŞTİRİLMESİ

Yaşama düzeyinin yükseltilmesi, sanayileşme ve dış kaynaklara bağlılığın azaltılması amaçları yanında, istihdam sorununun çözümlenmesi ve gelir grupları arasındaki dengesizliğin nispi olarak giderilmesi ve sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması da uzun dönemli amaçlar olarak benimsenmiştir.

Anayasa' nın 41. Maddesi "iktisadi ve sosyal hayat, adalete, tam çalışma esasına .... göre düzenlenir", "42. Maddesi ise "çalışma herkesin hakkı ve ödevidir" hükmünü getirmekte ve herkese iş olanağı sağlanması konusunda devlete ödev vermektedir.

İstihdam sorununun kısa dönemde tüm üretken sektörlerde emek-yoğun teknolojilere yönelerek, ya da işsizlik sigorta sistemini kurup yaygınlaştırarak çözümlemeye çalışmak, sanayileşerek kalkınma amacı ile çelişebileceği gibi, uzun dönemde istihdamı yeterince arttırma olanağını da ortadan kaldıran bir tutum olacaktır. Bu nedenle istihdam sorununun kesin çözümü, hızlı bir sanayileşmedir. Hızlı bir kalkınma ve sanayileşme çabasıyla bile istihdam sorunu ancak 1990'larda çözümlenecektir. Dolayısıyla 3., 4. ve 5. Plan dönemlerinde istihdam baskısını azaltmak için inşaat ve hizmet sektörlerinde emek-yoğun tekniklerin kullanılması gerekmektedir.

Fertler arasında gelir bölüşümünde ve yöreler arası gelişmişlik farklarını kısa dönemde ortadan kaldırmaya çalışmak, ekonomik bakımdan etkin olmayan kaynak dağılımına yol açarak uzun dönemde sermaye birikimini ve ekonomik gelişmeyi yavaşlatabilir. Bu nedenle milli ölçekteki üretken yatırımların yer seçiminde öncelikler, perspektif dönem boyunca ekonomik kriterlere göre verilmelidir. Bunun yanında az gelişmiş yörelerin potansiyellerini ve kaynaklarını değerlendirmede özel çaba gösterilmesi ve mahalli idarelerin ortak mahalli hizmet ve yatırımlar açısından etkin çalışmalarının sağlanması gerekmektedir.

Yöresel gelişmişlik farklarının uzun dönemde giderilmesi, dengeli ve fonksiyonel bir yerleşme ve şehirleşme düzeninin geliştirilmesi, uzun dönemde erişilmesi gereken amaçlardandır.

Sorunların çözümlenerek bu amaçların gerçekleştirilmesi ekonominin temel hedef alınan gelişme düzeyine ve yapıya ulaştırılması, kalkınmanın 1995 yılına kadar uzanan bir perspektif içinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

UZUN DÖNEMLİ KALKINMA HEDEFLERİ

A.EKONOMİK HEDEFLER

1.Gelir Hedefleri:

Ekonomik büyümenin birbirini izleyen Plan dönemlerinde hız alarak devam edeceği, büyüme hızının 3., 4. ve 5. Planları kapsayan 15 dönemde yılda ortalama % 8.6, 1987-1995 döneminde % 9.6 olacağı düşünülmüştür. Böylece 23 yılı kapsayan perspektif dönemde gayri safi milli hasılanın yılda ortalama % 8.9 artması öngörülmüştür. Gayri safi yurt içi hasılada tarımın payı % 10, sanayi hizmetinin % 40, hizmetlerin % 50 oranında yer tuttuğu bir ekonomik yapı olarak saptanmıştır. 23 yıllık perspektifte GSYİH' deki yıllık ortalama artış hızının % 8.9, bu perspektifin ilk 15 yıllık dönemindeki artış hızının ise % 8.4 olacağı tahmin edilmiştir. GSMH, 1972' de 364 dolar, 1987' de 860 dolar, 1995' te ise 1500 dolar olarak hedeflenmiştir. Üçüncü plan dönemi için GSYİH' deki büyüme oranı yılda % 7.6 olarak hedeflenmiştir.

2.Yurtiçi hasılanın yapısı:

23 yıllık perspektif süresince yurtiçi hasılanın yapısının köklü bir değişmeye uğraması ve bugünkü sanayileşmiş ülkelerdekine benzeyen bir bileşim kazandırılması öngörülmektedir.Bu değişme sonucunda tarım gelirlerinin gayrisafi yurtiçi hasıladaki payı 1972 de %28 iken 1987 de %16 ya,1995 de % 12 dolaylarına düşeceği ayrıca sanayi gelirlerinin yutiçi hasılaya oranının 1972de %23 iken 1987 de % 31 e,1995 de de % 37 i yakınlarına çıkacağı tesbit edilmiştir.

3.Üretim ve sanayiin yapısındaki gelişme:

Gelir hedeflerini gerçekleştirebilmek üzere 1972-1987 döneminde olması gereken üretim artış oranları,tarımda yılda ortalama % 5.1,sanayide 11.3,hizmetlerde 8.9, olarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi içinde ara malları üretimi ile yatırım ile dayanıklı tüketim mallarına büyük ağırlık verilmesi öngörülmektedir.15 yıllık dönemde madencilik üretiminin yılda ortalama %12.9 artacağı yatırım ve dayanıklı tüketim malları üretimindeki ortalama artış hızı hedefi ise %13.4 tür.

Elektrik enerjisi üretim artış hızı 15 yılda ortalama % 12 artması ve 1987 de fert başına elektrik üretiminin 1090 Kwh dolayında olması hedeflenmektedir.

4.Tasarruf ve Yatırımlar:

İç tasarrufların 1972-1987 döneminde % 11.8 ve bu dönemi izleyen 8 yılda % 10.1' lik artış hedeflenmiştir. Söz konusu iç tasarruf düzeylerine erişilmesi marjinal tasarruf eğiliminin III, Plan döneminde % 38, ve bu plan dönemini izleyen 18 yılda % 33 yakınlarında tutulmasıyla sağlanabilecek ve böylece 1972' de % 19.6 olan ortalama tasarruf oranı 1977' de % 25.4' e, 1987' de % 30.5' e, 1995' te % 31.7' ye yükselmiş olacaktır. Ortalama tasarruflar III. Plan dönemi ortalaması olarak GSMH' nin % 23.3' ü ölçüsündedir. 1972-1987 dönemi bir bütün olarak ele alındığında ortalama tasarruf oranı % 27.7' yi bulmaktadır.

Tasarruflar, bu ölçüde arttırılmadığı ve büyüme hızı hedefi 1962-1972 döneminde gerçekleşen % 6.9' luk hız dolayında tutulduğu taktirde, 1987' de erişilebilecek fert başına gelir düzeyinin hedef alınan 860 dolar yerine 680 dolar, 1995' te erişilecek gelir düzeyinin de hedef alınan 1500 dolar yerine 970 dolar olabileceği hesaplanmaktadır. Böyle bir gelişme temposuyla Türkiye' nin sanayileşme, istihdam ve dengeli yöresel yerleşme ve şehirleşme sorunlarını çözemeyeceği açıktır.

Toplam yatırım düzeyi 15 yılda ortalama % 11.2, 1987-1995 döneminde ise yılda ortalama % 10.2' lik artış hedeflenmiştir. Böylece Türkiye' nin sabit sermaye stoku 1995' te 1972' dekinin yaklaşık olarak 8-9 katına erişebilecektir.

Sabit sermaye yatırımlarının sektörel yatırımlarında ise sanayi sektörü lehine önemli bir değişiklik izlenecektir. 1972-1995 döneminde sanayi yatırımlarının toplam sermaye yatırımlarının yaklaşık yarısını oluşturacağı sanılmaktadır. 23 yıllık perspektifte hizmet yatırımlarının genel toplamın % 42' si düzeyinde tutulması gerekli görülmektedir. Öte yandan tarım sektörü yatırımlarının nispi payının sürekli bir azalış göstermesi beklenmektedir.

5.Tüketim:

Tüketimin 1972-1987 yılları arasında % 7.5, 1987-1995 döneminde ise yılda ortalama 9.3 artması öngörülmüştür.23 yıllık perspektifte ise toplam tüketim yılda ortalama % 8.1 artacaktır.Bu iki plan döneminde sağlanan yılda ortalama % 6.2 lik artışın üzerindedir.

6.Dış Ekonomik İlişkiler:

Ödemeler dengesi sorununa kalıcı çözüm bulmak için 1982 sonunda Türk ekonomisinin cari işlemler dengesinde açık vermemesi ve bu plan dönemini izleyen yıllardaki dış ticaret açığının 1982 düzeyinde tutulması hedef alınmıştır. Bu hedefi gerçekleştirmek için mal ihracatının 15 yıllık dönemde yılda ortala % 10 dolayında arttırmak gerekmektedir.

V. Plan döneminde bir yandan dış ticaret açığının 750 milyon dolar dolayında tutulması, öte yandan artması beklenen görünmeyen gelirler (başlıca işçi dövizleri ve turizm gelirleri) 1982' den itibaren Türkiye' nin dış borç yükünü azalması olanağını yaratabilecektir. İhracatın arttırılmasında en önemli katkının sanayi sektöründen geleceği ve 1972' de toplam ihracatın % 23' ünü oluşturan sanayi ürünleri payının, 1987' de % 64' e yükselmesi hedeflenmiştir.

1970 devalüasyonunun ve 1970-1971 yıllarında batı ekonomilerindeki parasal bunalımların da etkisiyle ani yükselmeler göstermiş olan işçi dövizlerinde gelecek 15 yıllık dönemde hızlı artışlar beklenmiştir.

B.SOSYAL HEDEFLER

1.Nüfus Yapısındaki Gelişmeler ve Yerleşme

a. Nüfus:

Nüfus konusunda yapılan araştırmalara göre Türkiye nüfusunun 15 yılda ortalama 2.6 dolayında artarak, 1987' de 54.5 milyon, 1995' te ise 64.9 milyon kişiye ulaşacağı tahmin edilmiştir. 1987' ye kadar olan dönemde yurt içi tasarruf ve yatırım olanakları zorlandığı halde bu ölçüde artış gösteren bir nüfustan çalışma yaşamına katılmak isteyeceklerin tümüne ekonomik anlamda verimli istihdam sağlanamamaktadır. Dolayısıyla işgücü ihracının süreceği ve 1987' de yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının 1972' dekinden 1 milyon fazla olacağı tahmin edilmiştir. 1972-1987 döneminde yurt dışına göçün yurt içi istihdam düzeyinin düşüklüğü yanında Türkiye ile Batı Avrupa ekonomileri arasındaki ücret düzeyi farklılığından da etkilenmesi beklenebilir.

b.Şehirleşme

Şehirleşme hızının 1972-1987 döneminde ortalama 5.9 yakınlarında olacağı tahmin edilmiştir. Böylece 1972 Türkiye' sinde nüfusun % 38' i şehir, % 68' i kır kesiminde iken; 1977' de nüfusun % 47' sini şehir, % 53' ü kır; 1987' de % 67' sinin şehir, % 38' inin kır; 1995' te % 75' inin şehir, % 25' inin kır kesiminde yerleşmesi beklenmiştir. Bu ölçüleri aşmayan bir şehirleşme, kır ve şehir kesiminde yaratılacak ek istihdam olanakları ile tutarlı olmakta ve şehirleşme fonksiyonel bir nitelik kazanmaktadır.

2.İstihdam ve İşgücü Verimliliği

İstihdamın Sektörel Dağılımı: 1972' de tarımda % 65, sanayide % 11, hizmetlerde % 24 iken 1977' de tarımda % 58, sanayide % 14, hizmetlerde % 28; 1987' de tarımda % 42, sanayide % 18, hizmetlerde % 40; 1995' te ise tarımda % 25, sanayide % 22, hizmetlerde % 53 olarak hedeflenmiştir.

İşgücü katılma oranları 1972' de kır kesiminden % 38, şehir kesiminden % 38, tüm yurt içi nüfustan % 38 iken yine, 1977' de kır kesiminden % 38, şehir kesiminden % 38, tüm yurt içi nüfustan % 38; 1987' de kır kesiminden % 38, şehir kesiminden % 39, tüm yurt içi nüfustan % 39 ve 1995' te kır kesiminden % 38, şehir kesiminden % 41, tüm yurt içi nüfustan % 40 olarak hedeflenmiştir.

İşgücü arzı, yaklaşık olarak nüfus artışına denk (% 2.6) bir hızda artarak 1987' de 1.0 milyon kişiye ulaşırken, tarım sektöründe çalışanlar sayısının azalarak 8.0 milyon kişiye düşmesi ve gizli işsizliği azalması beklenmiştir. Çalışan 19.0 milyon kişiden 8.0 milyonuna (% 42) tarımda, 3.4 milyonuna (%18), sanayide, 7.6 milyonuna (% 40)' da hizmetler sektöründe istihdam sağlanabilirken, şehirsel kesimde 2.0 milyon kişiye de ekonomik anlamda üretken iş sağlanması olanaklı olduğu ifade edilmiştir. 1987' de ekonomik anlamda üretken olmayan nüfusun toplam işgücü arzına oranının 1972' deki gibi % 11 yakınlarında kalacağı hesaplanmıştır.

1987-1995 döneminde daha hızlı büyüyen bir ekonominin yaratacağı istihdam olanakları ile istihdam sorunu çözümlenebilecektir denilmektedir. Bu dönemde işgücü arzındaki artış hızı ortalama % 2.7 dolayında iken, işgücü talebinin yılda ortalama % ^.6 artacağı tahmin edilmiştir. 1995' te 26.0 milyon dolaylarındaki işgücü arzının 6.2 milyonunun tarım, 5.6 milyonunun sanayi, 13. 4 milyonunun da hizmet sektöründen gelen işgücü talepleri ile istihdam edilebileceği ve çalışan nüfusun % 3' ü dolayında arızi işsizliğin var olabileceği tahmin edilmiştir.

1972' de tarım sektöründe emeğin zımni verimliliği 1.0 kabul edilirse aynı yılda sanayi ve hizmetler sektöründeki zımni verimlilik sırasıyla 4.7 ve 4.8 olarak hesaplanmıştır. 15 yıllık dönemde işgücü verimliliğinin tarımda yılda ortalama 5.1, sanayide yılda ortalama % 5.6, hizmetlerde ise yılda ortalama % 2.4 artacağı ve 1987' de yine tarım sektöründe verimlilik ölçü birimi olarak alındığında sanayi sektörüne nispi verimliliğinin 5.0, hizmet sektöründeki nispi verimliliğin de 3.3 dolayında olacağı tahmin edilmiştir. 1987-1995 dönemindeki verimlilik artışları ise tarımda yılda ortalama % 9.0, sanayide % 4.3, hizmetlerde ise % 2.5' tir. Bu değişmelerin 1995 yılında sektörlerin nispi verimlilik durumunda tarım lehine önemli bir düzelme ile sonuçlanabileceği belirtilmektedir.

 

3.Eğitim Olanaklarının Yaygınlaştırılması Ve İyileştirilmesi

1995 yılında örgün ve yaygın eğitim bütünlüğü içinde eğitim-üretim ilişkisinin kurulduğu eğitim kurumlarının yurt düzeyine fonksiyonel ve dengeli dağılımı sağlandığı, fırsat eşitliğine açık bir sistemin gerçekleştirildiği bir düzeye ulaşması hedeflenmiştir.

Temel eğitimin süresinin 8 yıla çıkarılacağı ifade edilmiştir. 1995' te temel eğitimin birinci kademesindeki çağ nüfusunun tümüne, ikinci kademesindeki nüfusun % 75' ine eğitim olanağı sağlanacağı hedeflenmiştir. Orta öğretim okullaşma oranı 1995' te % 45 dolaylarına ulaşması ve bu eğitim kademesindeki öğrencilerin % 35' inin genel liselere, % 65' inin mesleki ve teknik liselere devam etmesi hedeflenmiştir. Yüksek öğretimde ise okullaşma oranının 1995' te %15 düzeyinde olması hedeflenmiştir. Örgün eğitimle karşılanamayan insan gücü açıklarının genel ve özellikle mesleki ya da teknik yaygın eğitim programları ile karşılanması öngörülmüştür. Yaygın eğitim araçları olarak pratik sağlık, pratik tarım ve pratik sanat okullarının geliştirilmesi ve iş öncesi eğitim merkezleri ve işbaşı eğitim sistemi ile yaygınlaştırılması yoluna gidilmesi öngörülmüştür.

4.Sosyal Güvenlik

Sanayileşme ile birlikte ücretliler grubunun tüm çalışan nüfus içindeki payının giderek büyümesi göz önüne alarak, sosyal ve ekonomik örgütlenmenin olanakları çerçevesinde etken bir sosyal sigorta sisteminin yaratılması ve kapsamının gittikçe genişletilerek 1995' te tümüne yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.

İşgücü fazlasının ekonomik ve sosyal yapıdaki değişmeye uyumlu olarak açık işsizliğe dönüşmesinin belireceği V. Kalkınma Planı döneminden itibaren sanayileşme kararının tüm riskleri karşılama amacıyla işsizlik sigortası sisteminin aşamalı olarak uygulanması öngörülmüştür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

EĞİTİM

A.PLANLI DÖNEMDE GELİŞMELER

1.Eğitim Sisteminin Diğer Sistemlerle Bağlantısı

Eğitim sisteminin büyüklüğü, niteliği, gelişme yönü ve yapısal çerçevesinin toplumun ve ekonominin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi planlı dönemde ele alınmış fakat yeterince gerçekleştirilememiştir.

Eğitim sisteminin toplumun bütününden bağımsız olarak ele alınması ve geliştirilmesi olanaksız olduğu halde, planlı dönem uygulamasında eğitim sisteminde diğer ekonomik ve sosyal sistemler arasındaki ilişkiye gereken ağırlık verilmemiştir.

MEB' nda başlatılan "eğitim reformu" çalışmalarının genel kalkınma planı ilişki kurulmadan yürütülmesi nedeniyle bütünlüğe kavuşamamıştır.

Eğitim planlamasında üretim-insangücü-eğitim sistemleri arasında ve kişilerin talepleri, bölgeler, gelir grupları ve eğitimin içeriği arasındaki dengenin sağlanması zorunlu olmaktadır.

2.Eğitim Sisteminin İç Yapısı

Eğitim sistemi örgün ve yaygın olmak üzere iki ana alt sistemden oluşmaktadır. Örgün eğitim sistemi okul öncesi eğitim, beş yıllık temel eğitim, üç yıllık ortaöğretim birinci devre (orta okullar), üç yıllık (bazı teknik ve mesleki okullarda dört yıllık) genel, mesleki ve teknik ortaöğretim ikinci devre, çeşitli sürelerdeki ortaöğretim üstü okullar ve üç-altı yıllık yüksek öğretim kademelerinden oluşmuştur.

Temel eğitimde çevre ve yaşama düzeyine uygun ve kişilere beceri kazandıracak bir eğitim verme olanağı bulunmadığından eğitim teorik düzeyde kalmaktadır.

Ortaöğretim birinci devre büyük ölçüde temel eğitimin genişletilmiş tekrarı biçimindeki programlarıyla ağırlıkla genel üst öğrenimi besleyici bir kademe olmuştur.

Ortaöğretim ikinci devrede genel öğretimde (liseler) yığılmalar olmuştur.

Mesleki-Teknik yaygın eğitim fonksiyonel bir niteliğe kavuşturulamamıştır.

3.Eğitim Sisteminin Nitelik ve Fırsat Eşitliği Yönünden Gelişmesi

a.Nitelik

Planlı dönemde bütün eğitim kademelerinde öğretim programları ve yöntemleri öğrencide bilgiye dayanan düşünme, beceri ve yaratıcılık yeteneğini geliştirecek, öğrendiğini çalışma yaşamında uygulamasını ve yenilikleri devamlı olarak izlemesini sağlayacak şekilde düzenlenmemiştir.

Eğitimin bütün kademelerinde -yoğun çabalara karşın- ders araç ve gereçleri yetersizliği sorunu devam etmektedir.

Bazı kademelerde öğretmen sayısı yetersiz ve bölgeler arası dengesiz bir öğretmen dağılımı vardır. Özellikle ilk ve yüksek öğretim dışındaki eğitim kademelerinde öğrenci/öğretmen oranı yüksektir.

Bütün eğitim sisteminde yöneltme yöntemi uygulanmadığından genel ve akademik eğitim kanalında gereğinden çok yığılma olmuş, mesleki v teknik öğretimdeki öğrenciler ise yetenek ve seçmelerden çok sosyo-ekonomik koşulların sonucunda bu alana yönelmişlerdir.

Eğitim kurumları ve eğitim programları ile iş piyasası ve çalışma yaşamı arasında ilişki kurulamamış, bu nedenle eğitimin fonksiyonel olması sağlanamamıştır.

Eğitim yatırımlarının öngörülen seviyede tahsis edilememesi ve gerçekleşmenin düşük olması eğitim hedeflerinin karşılanmasında güçlükler yaratmıştır.

b.Eğitimde Sosyal Adalet ve Fırsat Eşitliği

Planlı dönemde eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliği, yöresel dengeyi sağlamak üzere nüfuslarının azlığı nedeni ile ilkokul açılması uygun olmayan köyler için yatılı bölge okulları açılması, yüksek öğretim kurumlarının yurt düzeyinde dengeli dağılımı, yetenekli ve dar gelirli öğrencilere kredi, burs ve parasız yatılılık sağlanması, kız öğrencilerin toplam öğrenciler içindeki oranının arttırılması konusundaki sınırsız çabalarla yerine getirilmeye çalışılmıştır.

B.UZUN DÖNEMLİ GELİŞME YÖNÜ

1.Genel İlkeler

Genel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitimin amacı tüm vatandaşlara ortak temel eğitim sağlama ve uzun dönemli kalkınma hedeflerini gerçekleştirecek nitelik ve nicelikteki insangücünü yetiştirmektir. 1995' e değin uzanan bir süreyi kapsayan kalkınma stratejisinde sanayileşme büyük ağırlık taşıdığından eğitim sisteminin bir yandan büyüklüğü ve yapısı üretim sistemi ve insangücü gereklerine göre belirlenecek, öte yandan içeriği vatandaşları sosyal ve kültürel alanda Atatürk İlkeleri ve milli gereklere uygun bir şekilde yetiştirecek bir yapıya kavuşturacaktır.

Buna göre eğitim sistemi yeniden düzenlenecek ve bu düzenlemede şu ilkeler gözetilecektir:

a.Temel eğitim ve insangücü gereklerine yönelmiş diğer eğitim kademelerinde eğitim programları, toplum şuurunu arttırmak ve kalkınma çabalarına katkıda bulunacak bilgi ve beceri gücüne ve Atatürkçü yaklaşıma sahip bireylerin yetiştirilmesi amacına dönük olarak düzenlenecektir.

b.Eğitim bir bütün ve devamlı bir süreç olarak ele alınacak ve bundan örgün ve yaygın eğitim sistemleri arasındaki bütünlük ve üretim sürecinde bulunan kişilerin bilgilerinin yenilenmesi şeklindeki eğitim sürekliliği ilkesi anlaşılacaktır.

c.Eğitim sistemi en alt kademelerinden itibaren tüm fertlere modern sanayileşmenin gerektirdiği vasıfları kazandıracak çalışma yaşamına katabilecek bir yapıya kavuşturulacak, eğitim ve öğretim arasında tam bir ilişki kurularak çeşitli aşamalarda üretim sisteminin gerektirdiği teknoloji uygulayan ve teknolojiyi ülke koşullarına uyduran veya üreten araştırıcı elemanlar yetiştirilecektir.

d.Eğitim kademelerini bitirenlerin üretim süreci ve çalışma hayatında istihdam durumları devamlı olarak izlenecek, bu kesimdeki ihtiyaçlara göre eğitim sistemi dinamik bir biçemde geliştirilerek eğitimde değişen koşullara uyabilecek esneklik sağlanacaktır.

e.Eğitim sistemi ülke çapında insangücü ihtiyaçlarına göre düzenlenmekle beraber, eğitim kurumlarının yurt düzeyine dengeli dağılımı ile yetenekli ve dar gelirli fertlerin eğitimden yararlanmalarında sosyal adalet ve fırsat eşitliği olanaklarına kavuşturulması gözetilecektir.

f.Bütün eğitim kademelerinde niteliğin yükseltilmesi için öğretim program ve yöntemlerinin devamlı olarak yenilikleri yansıtıcı yönde geliştirilmesi, eğitim araçlarının uluslar arası standartlara uygun sayı ve nitelikte temini, öğrenci/öğretmen ve öğrenci/derslik oranlarının modern standartlara ulaştırılması için yeterli sayıda öğretmen yetiştirilmesi ve bunun için gerekli fiziki yatırımın, yatırımlarda tasarrufu sağlayacak ve araştırmalar sonucu saptanacak standartlara uygun olarak, yapılması gerçekleştirilecektir.

g.Eğitim yatırımlarından umulan yararın elde edilebilmesi için eğitim yapılarında her kademede ülke koşullarına uygun kapasite, ölçek, alan kullanış ve maliyet standartları geliştirilecek ve plan dönemi içinde uygulamaya konulacaktır.

2.Uzun Dönemde Öngörülen Eğitim Sistemi

a.Örgün Eğitim

-Okul Öncesi Eğitim

Kaynakların sınırlılığı nedeniyle okul öncesi eğitimin de 1995 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili diğer kuruluşların çabaları bir model geliştirme ölçeğinde olacak ve bu model çerçevesinde özel sektör teşvik edilecektir.

-Temel Eğitim

7-14 yaş grubunu kapsayan ve ilk beş yılı zorunlu olan sekiz yıllık temel eğitimin birinci dönemi 1977' de çağ nüfusunun % 100' ünü, ikinci dönemi 1995 yılında çağ nüfusunun % 75' ini kapsayacak biçimde düzenlenecektir.

Temel eğitim okuma-yazma ve vatandaşlık eğitimi yanında bu kademeyi bitirenlerin üretim sürecinde yararlanacakları, çevrenin ekonomik hayatına dönük meslek ve beceri programları ile desteklenecektir. Çalışma hayatı ve üst eğitim kademeleri için daha üstün bilgi ve becerilerle donatılmış kişilerin yetiştirilmesi sağlanacaktır. Bu kademede yöneltme yöntemi uygulanarak öğrencilerin yeteneklerine göre bir üst eğitim kurumuna devamları sağlanacaktır.

-Ortaöğretim

Ortaöğretim genel, teknik ve meslek liselerinden oluşacak, temel eğitimin ikinci döneminde öğrenciler kabiliyetlerine uygun olarak bu dallara yöneltileceklerdir. İnsangücü gereklerine göre mesleki ve teknik liselerde kapasite artışını sağlamak için bu okulların nitelikleri yükseltilecek, öğrencilere kendi alanlarında yüksek öğrenime devam etme olanağı sağlanacaktır. Bu dönemdeki eğitim 1995' te çağ nüfusunun % 45' i için sağlanacaktır.

-Ortaöğretim Üstü Kursları

Genel olarak orta ve yüksek öğretim arasında bir eğitim kademesine gerek duyulmamaktadır Ancak bazı meslek dallarında ivedilikle yetiştirilmesi gereken insangücü için orta ve yüksek öğretim arasında çeşitli kurslara yer verilecektir

 

-Yüksek Öğretim

Yüksek öğretim bir kanadıyla üst seviyeli uygulayıcı insangücünü diğer kanadıyla bilimsel araştırma alanları için araştırıcı, yüksek öğretim için eğitici, üretim ve hizmet süreci için yüksek sevk ve idareci yetiştiren bir eğitim kademesi olarak ve kalkınmanın çeşitli aşamalarındaki ihtiyaçlara süratle yanıt verebilecek bir esneklikte düzenlenecektir

Eğitim sisteminin ilk kademesinden itibaren uygulanacak olan iki kanaldan uygulayıcı ve tasarımcı (bilgi üretici-araştırıcı) yetiştirme ilkesi yüksek öğretimde 1-2 yıllık eğitim ve 4 yıllık yüksek öğretim kademeleri ile uygulayıcı, lisans üstü eğitimle de tasarımcı yetiştirme biçiminde sürdürülecektir.

Eğitim sisteminin tümünde getirilen yeniliklerin yüksek öğretim kademesine de tutarlı bir biçimde yansıyabilmesi için, ülke çapında bir yüksek öğretim politikası uygulanacak, bunun için de yüksek öğretim kademesinde süratle düzenleme sağlanacaktır.

b.Yaygın Eğitim

Yaygın eğitim, örgün eğitimde kısa sürede yetiştirilemeyen ve ekonomik kalkınmanın süratle gerektirdiği insan gücünü yetiştirmek üzere ve örgün eğitimle bir bütünlük sağlayacak şekilde düzenlenecek, örgün eğitim dışı kalmış kişilere beceri kazandıracak tek imkan olarak üzerinde önemle durulacaktır.

Temel eğitimin ilk beş yılını ya da tümünü bitirip bir üst öğretime devam etmeyen kişiler için çeşitli sürelerde ve modüler biçimde (3, 6, 9, 12 ya da daha çok ay) düzenlenecek pratik sanat, pratik sağlık, pratik tarım okulları kurulacaktır. Üretim içinde de iş öncesi ve iş başında hizmet-içi eğitimi bu okullara paralel olarak geliştirilecek, üretim sürecindeki ya da dışındaki kişiler eğitimleri için her iki imkandan da yararlanacaklardır. Bu iki imkan insangücü gereklerinin yetişkin işçi (sanatkar) kesimini sağlayacaktır.

Örgün eğitim, pratik sanat okulları gibi yarı örgün, yarı yaygın eğitim ve üretim süreci içindeki eğitimin tümü arasında işbirliğini sağlayacak bir örgütlemeye gidilecektir.

3.Eğitim Hedefleri

ÜBYKP döneminde eğitim kademelerinde okul çağı nüfus toplam öğrenci ve okullaşma oranları şöyle hedeflenmiştir:

1973-1974 öğretim yılında temel eğitim birinci kademede okul çağı nüfusu 5.770.200, toplam öğrenci 5193.100, okullaşma oranı % 90.0. Temel eğitim ikinci kademede okul çağı nüfusu 2.642.200, toplam öğrenci 1.170.500, okullaşma oranı % 44.3. Genel lisede okul çağı nüfusu 2.471.900, toplam öğrenci 326.200, okullaşma oranı % 13.2. Mesleki-teknik lisede okul çağı nüfusu 2.935.000, toplam öğrenci 171.800, okullaşma oranı % 5.85. Yüksek öğretimde toplam öğrenci 208.000, okullaşma oranı % 7.1.

1974-1975 öğretim yılında temel eğitimin birinci kademede okul çağı nüfusu 5.878.900, toplam öğrenci 5.408.500, okullaşma oranı % 92.0. Temel eğitim ikinci kademede okul çağı nüfusu 2.692.300, toplam öğrenci 1.208.800, okullaşma oranı % 44.9. Genel lisede okul çağı nüfusu 2.525.700, toplam öğrenci 338.400, okullaşma oranı % 13.4. Mesleki ve teknik lisede okul çağı nüfusu 3.053.400, toplam öğrenci 191.900, okullaşma oranı % 7.6. Yüksek öğretimde toplam öğrenci 232.000, okullaşma oranı % 7.6.

1975-1976 öğretim yılında temel eğitim birinci kademede okul çağı nüfusu 5.988.800, toplam öğrenci 5.689.300, okullaşma oranı % 15.0. Temel eğitim ikinci kademede okul çağı nüfusu 2.743.300, toplam öğrenci 1.261.900, okullaşma oranı % 46. Genel lisede okul çağı nüfusu 2.579.000, toplam öğrenci 345.600, okullaşma oranı % 13.4. Mesleki-teknik lisede okul çağı nüfusu 3.149.000, toplam öğrenci 229.500, okullaşma oranı % 8.9. Yüksek öğretimde toplam öğrenci 252.000, okullaşma oranı % 8.

1976-1977 öğretim yılında temel eğitim birinci kademede okul çağı nüfusu 6.111.900, toplam öğrenci 5.928.500, okullaşma oranı % 97.0. Temel eğitim ikinci kademede okul çağı nüfusu 2.792.800, toplam öğrenci 1.343.300, okullaşma oranı % 48.1. Genel lisede okul çağı nüfusu 2.631.100, toplam öğrenci 352.600, okullaşma oranı % 13.4. Mesleki-teknik lisede okul çağı nüfusu 3.231.400, toplam öğrenci 268.400, okullaşma oranı % 10.2. Yüksek öğretimde toplam öğrenci 275.000, okullaşma oranı % 8.5.

1977-1978 öğretim yılında temel eğitim birinci kademede okul çağı nüfusu 6.242.700, toplam öğrenci 6..242.700, okullaşma oranı % 100. Temel eğitim ikinci kademede okul çağı nüfusu 2.843.000, toplam öğrenci 1.441.400, okullaşma oranı % 50.7. Genel lisede okul çağı nüfusu 2.681.800, toplam öğrenci 308.400, okullaşma oranı % 13.4. Mesleki-teknik lisede okul çağı nüfusu 3.306.300, toplam öğrenci 308.400, okullaşma oranı % 11.5. Yüksek öğretimde toplam öğrenci 298.000, okullaşma oranı % 9.

Öngörülen sayısal gelişmenin gerçekleşmesindeki geri kalmalar genel kalkınma hedeflerine ulaşılmasını da engelleyeceğinden bu konudaki çabalar yoğunlaştırılacaktır.

C.EĞİTİM YATIRIMLARI

ÜBYKP eğitim hedeflerine uygun olarak yatarımlar temel eğitimde ilk kademede % 100. İkinci kademede % 50, okullaşma oranını sağlayacak şekilde ayrılmış, mesleki-teknik eğitime verilen öneme paralel olarak orta seviyeli mesleki-teknik öğretime tüm eğitim yatırımlarının % 30.6' sı ayrılmıştır.

Yüksek öğretimde kısa sürede çok sayıda teknik ve mesleki eleman yetiştirilmesi için bu okullara ayrılan ödenek yüksek tutulmuştur.

TEMEL EĞİTİM VE GENEL ORTA ÖĞRETİM

1.Uzun Dönemli Gelişme Yönü

a.Okul Öncesi Eğitimi

Okul öncesi eğitim konusunda beliren sorunun önemine rağmen bu eğitimin bütün 3-6 yaş grubunu kapsayacak şekilde sağlanması büyük mali kaynaklar gerektirdiğinden konu ile ilgili araştırmalar yapılacak ve soruna uzun dönem içinde kapsamlı bir şekilde yaklaşılması için gerekli hazırlıklar yapılacaktır.

b.Temel Eğitim ve Genel Liseler

İlkokul programları ile ortaokul programları arasındaki mevcut uyuşmazlığı temelden kaldırmak, eğitimde fırsat eşitliğini köyde ilkokulun üstünde eğitim olanağı bulamayan çocuklardan yana sağlamak ve bu eğitim süresinin sonunda yetenekleri geliştirilmiş, mesleki beceriye yöneltilmiş, hızlı kalkınma sürecinde toplumun gelişmelerine katkıda bulunabilecek kişilerin yetiştirilmesi açısından eğitim sistemimiz tekrar incelenmiş ve temel eğitimi bu amaçlar içinde sağlayacak 8 yıllık okul biçimi saptanmıştır.

Bu eğitim sonunda bir üst eğitime devam etmeyecek fertler, yeterli bir temel eğitim almış olacaklarından çalışma yaşamına daha kolaylıkla uyabilecek, iş başında eğitim ve diğer yaygın eğitim olanaklarından daha iyi yararlanarak meslek elemanı haline geleceklerdir.

Genel liselerde yığılma önlenecek, 1995 yılında okullaşma oranı % 15.7 olacak şekilde yeni kayıtlar programlanacak, eğitim programları öğrencileri akademik eğitim kanalına hazırlayıcı nitelikte bilim ve kültür içeriğine önem verilerek düzenlenecektir.

2.Üçüncü Plan Döneminde Gelişmeler

a.Temel Eğitim ve Genel Liseler

ÜBYKP dönemi sonunda temel eğitimin ilk beş yılında okullaşma oranı % 100, son üç yılında % 50 hedeflenmiştir. Temel eğitimin ilk beş yılında 40 öğrenciye bir derslik hedef alınmıştır.

8 yıllık temel eğitim sistemi için ÜBYKP dönemi sonunda 130 bin kadar sınıf ve çeşitli dallarda 180 bin kadar öğretmen gerekli olmaktadır.

Genel liselerde okullaşma oranı % 13.4, bu eğitim kademesinde toplam 16.400 öğretmenin görev alması hedeflenmiştir.

ÜBYKP dönemi sonunda okullaşma oranı bölgeler ve kız-erkek öğrenciler açısından büyük farklılıklar göstermiştir. Kır kesiminden ilkokuldan ortaöğretime geçiş % 25 dolayında olmuş oysa bu oran kentlerde % 75' i aşmıştır. ÜBYKP dönemi sonunda % 7.2' lik bir artış olmasına karşın okulsuz köy sayısı 3.116' dır.

Liselerde okullaşma oranı 14.6' ya çıkarak plan hedefini aşmıştır. Ancak liselerin çoğunluğunun kapasitelerinin üstündeki sayıda öğrenci ile öğrenim yapmaları öğretimin niteliğini olumsuz etkilemiştir.

3.İlkeler ve Tedbirler

a.Kız meslek liseleri bünyesindeki ana okulları, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının çocuk yuvaları ve belli işyerlerinde kanunen açılması gereken çocuk yuvaları ve ana okulları uygulaması genişletilerek devam edilecektir.

b.Sekiz yıllık temel eğitim programları çevrenin koşulları dikkate alınarak teknik, sanat, tarım konularına ağırlık verilerek hazırlanacak eğitim süresince bireylere yeteneklerine göre bilgi ve beceri kazandıracak mesleğe ve bir üst eğitim kademesine yöneltecek, ayrıca düzenlenecek bu programlarda öğrencilere ezbercilik yerine inceleme ve doğru düşünme alışkanlıkları kazandırmak esas olacaktır.

c.Geliştirilecek rehberlik hizmetleriyle öğrenciler yeteneklerine göre bir üst öğretim kurumunu seçmeye yöneltileceklerdir.

d.Okulu ve öğretmeni olmayan köylerin sorunları, merkez köylerde kurulacak merkezi okullarla çözümlenecektir. 8 yıllık temel eğitim verecek olan bu okullar yatılı, pansiyonlu ve gündüzlü olarak çevrenin koşullarına uygun biçim ve büyüklükte kurulacaktır.

e.Yurt dışında bulunan işçilerin çocuklarının temel eğitim sorununun çözümlenebilmesi için durum ve ihtiyaç saptaması ile ilgili araştırmalar geliştirilecek ve bu çocuklara süratle eğitim olanakları ulaştırılacaktır.

f.Genel liselerde gözlem ve deneye dayalı olarak hazırlanacak ders programları için gerekli ders araçları yapımı sağlanacaktır.

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM

1.Uzun Dönemli Gelişme Yönü

1977-1978 öğretim yılı mesleki ve teknik liselerde okullaşma oranı hedefi % 11.5, 1981-1982 yılı için % 14.9, 1986-1987 için % 19.1, 1991-1992 için % 24.4 ve 1995-1996 öğretim yılı için % 29.1' dir.

a.Teknik Lise

Sanayinin nitelikli işçi talebini karşılamak üzere pratik sanat okulları uygulamasına devam edilecektir. Sanatkar ile teknisyenler arasında belirsiz olan statü, yetki ve sorumluluk sınırı, eğitim niteliği ve süresi yönünden kesin bir ayrıma kavuşacaktır. Ayrıca teknik lisede uygulanan eğitimin, sanayileşmenin her aşamasında ekonomik yapıda oluşacak değişikliklere yanıt verecek esneklikte olması sağlanacaktır.

b.Meslek Liseleri

Kız meslek liseleri giderek geleneksel meslek dalları yanında çağdaş koşullara uygun meslek dallarını kapsamlarına alacaklardır.

Tarım meslek liseleri mevcut tarım meslek okulları, ev ekonomisi okulları ile hayvan sağlık okullarını kapsamına alacaklardır.

Orman teknisyeni niteliğinde teknik insangücü açıklarını kapatmak ve orman ürünlerini değerlendirmeye yönelecek teknisyenlerin yetiştirilmesi için orman tekniken okulları geliştirilecektir.

Ticaret liselerinin kamu ve özel sektörün ticaret ve hizmet alanlarına büro görevlerini yapabilecek nitelikte eleman yetiştirmek amacıyla yeniden düzenlenmesi gerçekleştirilecektir.

c.Diğer Meslek Okulları

Konservatuarların kendine has durumları nedeniyle bir değişiklik yapılmayacaktır.

Özelliği olan diğer bir okul türü olarak İmam-Hatip Okulları (II.Devre) uygulamasına gerekli sayıda ilk kayıtlara devam edilecektir.

2.Üçüncü Plan Döneminde Gelişmeler

1.Teknik Lise

Tüm teknisyen okullarının ve fiziki olanağı ve öğretim kadrosu uygun olan sanat enstitülerinin 1973-1974 öğretim yılında ilk kayıt yapacak bizimde teknik liselere dönüştürülmesi sağlanacaktır.

Öğretim süreleri 4 yıl olan teknik liseler öncelikle motor, makine, elektrik-elektronik, maden-izabe, kimya, teknik resim, yapı-sıhhi tesisat, harita-tapu kadastro, dokuma ve matbaa dallarında öğretim yapacaklardır.

Plan dönemi içinde teknik liselerde 110 bin öğrencilik bir kapasite yaratılması gerçekleştirilecektir.

 

2.Kız Meslek Liseleri

Kız enstitüleri 1973-1974 öğretim yılında dikiş-konfeksiyon, el sanatları, diet-beslenme, çocuk gelişimi ve eğitimi, kurs öğretmenliği bölümleri halinde öğretim yapacak kız meslek liseleri olarak ilk kayıt yapacaklardır.

3.Tarım Meslek Liseleri

Tarım meslek okulları, ev ekonomisi okulları ile hayvan sağlık okulları, 1973-1974 öğretim yılandı tarım meslek liselerine dönüştürülmüş olarak ilk kayıt yapacaklardır.

4.Orman Meslek Lisesi

1973-1974 öğretim yılında ilk kayıt yapmak üzere bir orman meslek lisesi açılacaktır.

5.Sağlık Meslek Liseleri

Sağlık kolejleri olarak öğretim yapan ikinci devre sağlık okullarının 1973-1974 öğretim yılı ilk kayıtlarını hemşire, sağlık memuru, labarant ve çevre sağlığı bölümleri olan sağlık meslek liselerine dönüştürülmüş olarak yapmaları sağlanacaktır.

6.Ticaret Meslek Liseleri

Ticaret liseleri 1973-1974 öğretim yılında maliye-muhasebe, ticaret, kooperatifçilik ve sekreterlik bölümleri olan ticaret meslek liselerine dönüştürülmüş olarak ilk kayıt yapacaklardır.

7.Öğretmen Okulları

Temel eğitime ve yaygın eğitim kurumlarına öğretmen yetiştiren okullar arasında menşe birliği sağlamak üzere perspektif dönem içinde yüksek öğretime dönüştürülecek olan ilköğretmen okulları, ÜBYKP döneminde temel eğiteme sınıf öğretmeni yetiştirmeye devam edecektir.

Temel eğitime dal öğretmenleri sağlamak üzere MEB özel programlar düzenleyecektir.

Plan döneminde mevcut ilkokul öğretmenlerine kısa süreli eğitimle verilecek formasyon sonucu temel eğitim sınıf öğretmeni ihtiyacı karşılanmış olacaktır.

ÜBYKP dönemi sonunda öğretmenlerin istihdam koşulları, ekonomik ve sosyal sorunları, öğretmen mesleğine katılımı, dolayısıyla niteliği düşürmüştür. Öğretmen sayısındaki yetersizliğin yanı sıra öğretmen yetiştiren kurumların niteliği de giderek düşmeye devam etmiştir.

8.Diğer Meslek Okulları

İmam-Hatip okulları uzun dönemde istihdam ve atıl kapasite sorunlarını önlemek üzere 1973-1974 öğretim yılında toplam öğrenci 11.000, ilk kayıt 3.500, mezun 3.590; 1977-1978 öğretim yılında toplam öğrenci 14.500, ilk kayıt 3.500, mezun 2.850 biçiminde bir gelişme göstermesi hedeflenmiştir.

3.İlkeler ve Tedbirler

a.Mesleki ve teknik okullarda görülün terk sorununa yönelen bir araştırma geliştirilip sonuçlandırılacak ve gerekli tedbirler alınacaktır. Ayrıca mesleki ve teknik liseler ile genel lise arasında öğrencilerin beceri ve başarı durumlarına göre çift yönlü bir geçiş sağlanacak ve gerekli yönlendirme çalışmaları ile genel liseden mesleki ve teknik liselere doğru olan tek yönlü başarısız öğrenci akışı önlenecektir.

b.Mevcut sanat enstitülerinin teknik liselere dönüştürülmesi esastır.

c.Kız meslek liseleri öğretim kadrosunun nitelikli öğretmenlerle güçlendirilmesi sağlanacaktır.

d.Olgunlaşma enstitüleri 1973-1974 öğretim yılından başlayarak "araştırma ve olgunlaşma merkezleri" olarak faaliyete geçecektir.

e.Tarım meslek liselerinde doğacak atıl kapasitenin iyi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla pratik tarım okullarının ilk olarak tarım meslek liseleri bünyesinde açılmaları sağlanacaktır.

f.Yardımcı sağlık personelinin özellikle sosyalleştirme bölgelerinin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek nitelikte yetiştirilmesini sağlayıcı uygulamaya ağırlık veren eğitim programları düzenlenecektir.

g.Ticaret meslek liselerinde öngörülen yeni gelişmeyi sağlamak ve belirtilen dallarda ve nitelikte eleman yetiştirmek üzere eğitim programları geliştirilecektir.

h.Temel eğitime ihtiyaç duyulan sayı ve nitelikte sınıf ve dal öğretmeni yetiştirmek üzere gerekli tedbirler alınacaktır.

i.Mevcut okullarda fazla kapasite yaratılmış bulunduğundan yeni imam-hatip okulları açılma yoluna gidilmeyecek, mevcut okulların kalitesi yükseltilecektir.

 

YÜKSEK ÖĞRETİM

1.Uzun Dönemli Gelişme Yönü

Yüksek öğretim uzun dönem sonunda erişilecek ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın gerektirdiği yüksek nitelikteki elemanları yetiştirecek biçimde yönlendirilecektir. Büyük ölçüde sanayileşmeye dayanacak kalkınmanın her aşamasında teknolojiyi uygulayan, ülke koşullarına uyduran ve üreten eleman yetiştirilmesine ağırlık verilecektir.

İnsangücü hesaplarına göre 1995 yılında stratejik dallarda, gerekli insangücü açığı çok yüksek sayılara erişmektedir. Bu nedenle yüksek öğretimde uzun dönemde gerekli kapasiteyi yaratacak nitelik yükselmesini sağlayacak tüm yüksek öğretim sorunlarını kapsamlı bir biçimde ele alacak merkezi bir örgütleşmeye gidilmesinde kesin bir zorunluluk bulunmaktadır.

İstihdam yerinde bireyden beklenen formasyonu kazandırmaya dönük böylece eğitim süresini gereksiz uzatan genel bilgi verici programları asgaride tutam bir yaklaşımla, yüksek öğretimde insangücü gereklerini karşılamaya yönelmiş hir bir birimin eğitim süre ve programlarını ayrı ayrı yeniden düzenlemek gerekecektir.

Bu dönemde, her temel sektörde teknoloji üretecek ya da alınan teknolojinin ülke koşullarına adaptasyonunu gerçekleştirecek bilim adamı ve araştırıcı, öğretim üyeleri, üretim ve hizmet birimlerinde üst düzeyde yönetimi ve denetimi sağlayıcı elemanların yetiştirilmesi üniversitelerce sağlanacaktır.

Yüksek öğretimde, bir yanda teknoloji üreten ve uygulayan, diğer yanda genel ve mesleki teknik konu ayrımında insangücü gereklerinin verdiği dağılımı izleyerek 1995' te çağ nüfusunun % 15' inin kapsanması hedef alınacaktır.

2.Üçüncü Plan Döneminde Gelişmeler

ÜBYKP döneminde uzun dönem sonunda ekonomik kalkınmanın gerektirdiği ve insangücü açıklarını kapatmaya yönelen yeni kayıtlar yapılacak, 1977 yılı sonunda % 9 okullaşma oranına ulaşılacaktır (1977-1978 öğretim yılında okullaşma oranı % 10.1 olarak gerçekleşmiş ve üçüncü plan hedefi aşılmıştır).

ÜBYKP döneminde uygulayıcı meslek elemanı yetiştirilmesine ağırlık verilecek, gerekli alanlarda kısa süreli eğitim programları uygulanacak, sanayileşmenin gerektireceği tasarımcı ve teknoloji üretici insangücünün yetiştirilmesi için de lisansüstü eğitim çalışmaları sınırlı sayıda kuruluş tarafından yürütülecektir.

Yüksek öğretimde özellikle bazı dallarda gereğinden fazla olan öğrenci-öğretmen oranlarını düşürmek ve yeni yüksek öğretim kurumlarına öğretim üyesi sağlamak üzere yurt dışına doktora yapmak üzere öğrenci gönderilmesine devam edilecek, asıl ağırlık yurt içi lisansüstü eğiteme verilecektir.

Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla yüksek öğretimde öğrencilere kredi, burs ve yurt sağlanması çabaları geliştirilecek, yüksek öğretim öğrencileri için sosyal ve sağlık hizmetleri sağlanacaktır.

ÜBYKP döneminde plansız yüksek öğretim ve okul açılmıştır. Yüksek öğretim kurumlarının niteliksel gelişme yönünden geri kaldıkları ve özellikle özel kuruluşların kendi kendilerini eleştirme, denetleme, eğitim standardını kalkınmanın gerektirdiği düzeye yükseltme çalışmalarının yetersiz olduğu görülmektedir.

Yüksek öğretimde öğretmen sayısında belirli bir gelişme olmakla birlikte, öğrenci sayılarındaki gelişmeyle birlikte değerlendirildiğinde bu gelişmenin yetersiz olduğu görülmektedir.

Yeni açılan fakülte, akademi ve yüksek okullarda öğretim üyesi açığı sorunu ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Yüksek öğretim kurumları ve kademeleri arasında amaç ve işlevlerine uygun program ve standartların bulunmayışı yeni kurum ve dalların ortaya çıkmasıyla hızlı bir biçimde genişleyen yüksek öğretimin giderek daha karmaşıklaşmasına neden olmaktadır.

3.İlkeler ve Tedbirler

a.Ekonomik kalkınma ve teknolojik gelişmelere göre ülke çapında uygulanacak yüksek öğretim politikasıyla yüksek öğretimin mevcut yapısında değişiklik sağlanacak, kalkınmanın çeşitli aşamalarındaki farklı teknolojik düzeylere göre esnek ve ihtiyaçlara göre değişebilir türde yüksek öğretim sistemine gidilecektir.

b.Yüksek öğretim için sektör ana planı yapımında DPT ile işbirliğinde bulunmak üzere üniversiteler ve MEB devamlı bir teknik büroyu aralarında kuracaklardır. Üniversite olarak örgütlenmeyin yüksek okullar ve akademiler için aynı amaçla MEB, akademiler ve yüksekokullarca seçilecek uzmanlardan kurulu devamlı bir birimi DPT ile işbirliği yapmak üzere görevlendirecektir.

c.Bu birimlerin yetkili organların karar almalarında yardımcı olmak üzere;

i.Yeni öğretim kurumları kurulması yolu ile kapasite arttırılması,

ii.Verimin yükseltilmesi için eğitim program, metod ve araçların geliştirilmesi ve teknolojik gelişmelere uyumun sağlanması,

iii.Yüksek öğretimde çeşitli formasyon ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim programı ve sürelerinin belirlenmesi,

iv.Eğitimle iş ve çalışma alanları arasında sıkı ilişki kurulması,

v.Mevcut öğretim üyelerinden dengeli dağılım yoluyla azami yararın sağlanması, gerekli sayıda öğretim üyesi yetiştirilmesi için lisansüstü eğitimde programlamanın yapılması, öğretim kurumlarının bu kademedeki öğrencilere burs ödeyebilmeleri için mali yönden desteklenmesi sağlanacaktır.

d.Üniversiteler eğitim niteliğini yükseltmek üzere gerekli öğretim kadrosunu sağlama ve uygulamalı bilimsel araştırma konularında yoğunlaştıracaklardır.

e.Akademiler ve yüksekokulların uygulayıcı insangücü açıklarını kapatmak üzere teknik ve meslek elemanı yetiştirmeleri esas olacaktır.

Yüksek öğretimde uygulanan harç sistemi, mali gücü olmayan öğrencilere burs ve kredi sağlanması ile uyumlu olarak yüksek öğrenimin giderlerine katkıda bulunacak bir şekilde yeniden düzenlenecektir.

 

YAYGIN EĞİTİM

1.Uzun Dönemli Gelişme Yönü

Yaygın eğitim, örgün eğitim sistemini tamamlamış veya her hangi bir kademesinden çıkmış ve bu sisteme hiç girmemiş fertlerin temel eğitim ve mesleki bilgi ve beceri kazanmalarını veya yeteneklerini geliştirmelerini sağlamak üzere verilen kısa süreli eğitimi kapsamına alır.

Yaygın eğitim; genel ve mesleki-teknik programlarıyla birbirini kendi içinde tamamlayacak ve esasta örgün eğitim sisteminin olanaklarını kullanacak şekilde örgütlenecektir.

Mesleki ve teknik yaygın eğitim sisteminin ağırlık kazanmasında önemli bir neden de 13-18 yaş grubu için 1977' ye kadar öngörülen okullaşma oranıdır. ÜBYKP döneminde 13-18 yaş grubunun yarıdan fazlası örgün eğitim sisteminin dışına bırakılmış olmaktadır.

Tüm mesleki-teknik eğitim faaliyetlerini koordine edici ve üretim sürecinin ihtiyaçlarını yönlendirici işveren-devlet katkısı temeline dayanan bir örgüt kurulacaktır.

Nitelikli işgücü ve sanatkar kesiminde görülün büyük açıkların hızla ve nitelikli elemanlarla kapatılmasını sağlamak amacıyla pratik sanat okullarına ağırlık verilecektir.

Tarım yayımı faaliyetlerinin daha etken olmasını sağlamak amacıyla pratik tarım okulları açılacaktır.

Genel yaygın eğitim programlarında görülen dağınık uygulamaya son vermek üzere, genel yaygın eğitim faaliyetlerinin tek elden yönlendirilmesi sağlanacaktır.

2.Üçüncü Plan Döneminde Gelişmeler

Pratik sanat okullarının ÜBYKP dönemi sonunda 150 bin öğrencilik bir kapasiteye çıkarılması sağlanacaktır. Bu okullar teknik lisede öğretimi yapılan ana teknisyenlik dallarının tüm alt dallarında ayrı modüler halinde eğitim yapacaklardır.

İlkokula dayalı üç yıl öğretim yaparak ebe ve hemşire yardımcısı yetiştiren sağlık okulları 1973-1974 öğretim yılından başlayarak ilk kayıtlarını pratik sağlık okullarına dönüştürülmüş olarak yapacaklardır.

Pratik tarım okulları uygulamasına 1973-1974 öğretim yılında başlanacak ve uygulamanın ÜBYKP dönemi sonunda tüm tarım liselerindeki fazla kapasiteyi kapsayacak biçimde geliştirilmesi sağlanacaktır.

Yaygın eğiteme Üçüncü Planda bir sistem bütünlüğü kazandırılması amaçlanmıştır. Ancak çeşitli yaygın eğitim etkinliklerinde bulunan kurumları arasında öngörülen işbölümü sağlanamamıştır.

İşbaşı ve hizmet-içi eğitim etkinliklerinin üretim birimleri tarafından kurulacak Meslek İhtisas Merkezleri yoluyla düzenlenmesi için ÜBYKP' de öngörülen gelişmeler gerçekleştirilememiştir.

Öte yandan, örgün eğitim dışında kalan geniş yığınların eğitim eksiklerini giderici, onların değişen toplumsal koşullara uymalarını sağlayıcı kentleşmenin, endüstrileşmenin ve tarımda ileri teknolojinin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmalarına yönelik kapsamlı bir yaygın eğitim sisteminin düzenlenmesi gereği ağırlığını korumaktadır.

3.İlkeler ve Tedbirler

a.Tüm mesleki, teknik, yaygın eğitim faaliyetlerinde işbirliğini sağlayacak ve üretim sürecinin ihtiyaçlarıyla yönlendirilecek bir "Mesleki Teknik Yaygın Eğitim Kurumu" kurulacaktır.

b.Pratik okul uygulamasında örgün eğitim kurumlarının kapasiteleri kullanılacak ancak gereken durumlarda yeni kapasite yaratılacaktır.

c.Kısa dönemde pratik sanat okullarına gerektiğinde öğretmenlerin endüstriden anlaşmalı olarak sağlanması yoluna gidilecektir.

d.Pratik sağlık okulları, ebe ve hemşire yetiştirmeye yönelecek ve bu okullarda uygulamaya ağırlık veren eğitim programları düzenlenecektir.

e.Pratik tarım okulları tarımın çeşitli dallarında çalışan fertlerin hayvancılık, tarım, tarım aletleri ve kooperatifçilik konularında kısa sürelerle bilgi ve beceri kazanmalarını sağlayacak biçimde geliştirilecektir.

Gezici Köy Kadını ve Erkek Kurslarının çalışmalarını pratik tarım ve kız sanat okulları ile uyumlu bir biçimde sürdürmeleri sağlanacaktır.

f.Özellikle kadınların eğitimine yönelmesi bakımından pratik kız sanat okullarına ağırlık kazandırılacaktır.

Gezici Köy Kadını kursları özellikle kırsal yörelerdeki kadının değişen koşullara uyumunu sağlayacak biçimde geliştirilecektir.

g.Sanayide işbaşında ve monitör eğitimi merkezlerinde yürütülecek yaygın eğitim Mesleki Teknik Yaygın Eğitim Kurumunca düzenlenecek çalışmalara dayanacaktır.

h.Kamu kesiminde her kademedeki insan gücünün mesleki bilgi ve becerilerinin arttırılmasını sağlayacak, özellikle her kademede sevk ve idarecilere nitelik kazandıracak hizmet-içi eğitim programları geliştirilip uygulanacaktır.

İstihdam etmek istedikleri elemanlara bazı özel bilgilerin verilmesini isteyen kuruluşlar "meslek ihtisas merkezleri" kuracak ve burada verilecek kısa süreli kurslarla yeni elemanların özel bilgi ve beceri kazanmaları sağlanacaktır. Ayrıca bu merkezler, kuruluşların hizmet-içi eğitim programları için kullanılacaktır.

TODAİE kamu kuruluşlarının her kuruluş için ortak olan (planlama, araştırma, bütçe, personel idaresi ve eğitim, teknik destek hizmetleri gibi) yöneticiler için hizmet-içi kurslar düzenleyecek. Yüksek nitelikli yöneticiler için akademik olmayan, fonksiyonel eğitim programlarını doğrudan uygulanacaktır.

TODAİE bakanlıkların ihtisasına giren yönetim konularında, hizmet-içi eğitim programlarının ortak çabalarla sürdürülmesini ve bu alanda genel koordinasyonu sağlayacaktır. Bu amaçlarla, TODAİE bir kamu hizmet-içi eğitim kurumu olacak biçimde yeniden düzenlenecektir.

i.KİT' lerde üst seviyeli işletme yöneticileri için kurulan Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü yaygın eğitim programları düzenleyecektir.

j.Genel yaygın eğitim okuma-yazma öğretmenin ve asgari temel bilgi vermenin yanı sıra, ulusal birliği güçlendirici biçimde hak ve ödevlerini öğretmeye ve ulusal kültür unsurlarını tanıtmaya ve kişinin boş zamanlarını değerlendirme yeteneklerinin geliştirilmesine yönelecektir.

k.Genel Yaygın Eğitim faaliyetlerindeki dağınık uygulamaya çözüm getirmek üzere tüm genel yaygın eğitim programları gönüllü örgütlerin katılmasını da sağlayacak şekilde Halk Eğitim Genel Müdürlüğünce yönlendirilecektir.

İnsangücü Eğitim ve Mektupla Öğretim Genel Müdürlükleri, Halk Eğitim Genel Müdürlüğü ile birleşecek ve tek Genel Müdürlük olarak genel yaygın eğitim çalışmaları yürütülecektir.

l.Radyo ve özellikle televizyonun yaygın eğitim çalışmalarında geniş kitlelerin yararlanacağı programlara yer verilmesi sağlanacak, bu amaçla TRT ile eğitim kurumları arasında işbirliği geliştirilecektir.

 

 

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

NÜFUS VE YERLEŞME

Nüfusun yapısını doğum, ölüm ve göçler belirlemektedir. Bu üç unsurun etkisine bağlı olarak nüfusun yaş yapısında ve toplamında görülen değişmeler doğrudan doğruya sosyal ve ekonomik kalkınmayı yavaşlatmakta veya sosyo-ekonomik gelişmelerin etkisi altına girebildiği sürece onları hızlandırmaktadır.

Bağımlılık oranında izlenen değişmeler, doğurganlık dolayısıyla sosyo-ekonomik yapıdaki gelişmelerle de yakından ilişkilidir. Eğitim, şehirleşme, kadının çalışması ve sosyal mevkii ile genel gelir düzeyi gibi gelişmelerle doğurganlık arasındaki ilişkilerin varlığı araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu sosyo-ekonomik faktörlerin yanı sıra çocuk ölüm oranlarındaki düşme ve doğurgan çağdaki evli kadın nüfusun yüzdesinin azalması, ailelerini bırakarak yurt dışına giden işçilerin sayısının yüksek oluşu gibi demografik faktörler de doğurganlığın azalmasında rol oynamaktadır. Doğurganlıkta ve ölümlülükte farklılaşmalar zaman içinde ve yöreler arasında da kendini göstermektedir. Sosyo-ekonomik yapıyla ilgili olarak bu farklılaşma; geri kalmış yörelerde yüksek, gelişmiş yörelerde düşük ölüm ve doğum oranları biçiminde ortaya çıkmaktadır.

Göçler, yaşanılan bölgenin ekonomik özellikleri sonucu doğmakta ve geri kalmış yöreler nüfus kaybetmektedir. Sanayileşmeyle birlikte göçler, kır-kent göçü, bir göç politikası uygulanmamakla birlikte, kaçınılmaz olmaktadır. Nitekim 1970-1975 döneminde 2.8 milyon kişilik kır-kent göçü gerçekleşmiştir. Böylece kır-kent göçünün kentleşme olgusuna katkısı 1970'li yıllarda % 63.0 dolaylarında olmuştur. Göç eden nüfusun özellikle genç yaşlarda olması, göç veren yörelerin yaş yapısını olumsuz yönde etkilemektedir.

ÜBYKP' nda doğal nüfus artış hızı hedeflerine baktığımızda:

1970-1975 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 27.0, orta doğurganlık binde 25.4, alçak doğurganlık binde 23.7' dir. 1975-1980 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 29.0, orta doğurganlık binde 26.4, alçak doğurganlık binde 23.7' dir.

ÜBYKP' nda doğum oranları hedefleri de şöyle saptanmıştır:

1970-1975 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 39.3, orta doğurganlık binde 37.5, alçak doğurganlık binde 35.6' dır. 1975-1980 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 40.6, orta doğurganlık binde 37.2, alçak doğurganlık binde 34.3' tür.

ÜBYKP' nda ölüm oranları hedefleri şöyledir:

1970-1975 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 12.3, orta doğurganlık binde 12.1, alçak doğurganlık binde 11.9 olup, 1975-1980 yılları arasında yüksek doğurganlık binde 11.1, orta doğurganlık binde 10.8, alçak doğurganlık binde 10.6' dır.

Doğurganlık düzeyinde gerek ülke, gerek bölge ölçeğinde belirli bir azalma gerçekleşmiştir. Toplam doğurganlık oranının 1970-1975 arasında 4.97' ye düştüğü tahmin edilmektedir.

Ancak bölgeler arası farklılaşma eski özelliğini korumaktadır. Doğurganlık oranı Batı ve Güney Anadolu Bölgelerinde, Doğu ve Karadeniz Bölgelerine göre daha düşüktür. Öte yandan 1967-1968 yıllarında 6.1 olan kırsal alandaki doğurganlık oranı, 1973' te 5.3' e düşmüştür. Bu sayılar Türkiye' de doğurganlığın önemli bir değişme içinde olduğunu ortaya koymaktadır.

Toplam doğurganlık oranının, yüksek doğurganlık tahminlerinde sabit kalacağı, orta doğurganlıkta bu oranın her beş yılda bir % 5, alçak doğurganlıkta ise her beş yılda bir % 10 azalacağı varsayılmıştır. 1965-1970 arasında gerçekleşme orta ve yüksek doğurganlık arasında olmuştur. Bu neden ve nüfusun yaş yapısının gösterdiği özellikler göz önünde tutulursa, Üçüncü Plan döneminde hızlı bir azalma beklenmemiştir. Bununla beraber doğurganlığın, kalkınma ve şehirleşmenin bir sonucu olarak, orta doğurganlık düzeyinde bir azalış göstermesi beklenmiştir.

1997 yılı için şehir ve köy nüfus yüzde payları şöyle hedeflenmiştir: Köy nüfusu %53, şehir nüfusu % 47.

1995 yılında şehir ve köy nüfus yüzde payları şöyle gerçekleşmiştir: Köy nüfusu % 58.2, şehir nüfusu % 41.8.

1975 yılında yıllık nüfus artış hızları şöyle gerçekleşmiştir: Şehirdeki yıllık nüfus artış hızı % 41.75, köylerdeki yıllık nüfus artış hızı % 13.79.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

İSTİHDAM

BBYKP' de istihdam sorununun çözülmesi Planın bağımsız bir hedefi , İBYKP' de ise gelir artış hedefine bağlı bir değişken olarak kabul edilmiştir.

Birinci ve İkinci Planlar, kalkınmayı Türkiye' nin sanayileşmesine bağlamış, buna uygun olarak yatırımların dağılımında sanayiye özel bir yer vermiştir. Ancak, sanayileşmenin kısa dönemde tek başına istihdam sorununu çözmeye yetecek sayıda iş olanakları yaratamayacağı kabul edilerek istihdamın özel tedbirlerle desteklenmesi öngörülmüştür.

Planlı dönemde 15-64 yaş grubu yıllık ortalama artış hızının, aynı yaş istihdamının yıllık ortalama artış hızından daha yüksek olması, zamanla büyüyen bir "işgücü fazlası ve iradi çalışmayanlar" grubunu ortaya çıkarmıştır. Bu durum, geçmiş iki plan dönemi için yapılan istihdam tahminlerinden bazı sapmalar ortaya koymakta ve istihdamdaki artışların öngörülenin oldukça altında kaldığını göstermektedir

ÜÇÜNCÜ PLAN DÖNEMİNDE GELİŞMELER

1.İŞGÜCÜ TALEBİ

a.Sektörlere Göre İşgücü Talebi

Tarım Dışı Sektörler

1972 yılında 4 milyon 586 bin olan tarım dışı işgücü talebi, Üçüncü Plan Dönemi sonunda 6 milyon 197 bine çıkacaktır. Bu, yılda ortalama % 62.2' lik bir artış göstermektedir. Sanayideki ortalama artış % 6.7 ile genel ortalamayı aşmakta, hizmetler sektörü yılda ortalama 5.6' lık artış ile genel ortalamanın altında kalmaktadır.

İnşaat sektörünün % 9.5 gibi çok büyük bir artış hızı göstermekte ve bu durum bu sektördeki elastikiyet katsayısının büyük, başka bir deyişle verimliliğinin çok düşük olacağı varsayımının bir sonucudur.

Tarım Sektörü

ÜBYKB döneminde tarım sektörünün istihdam hacminde önemsiz bir daralma olacağı tahmin edilmiştir. 1972' de 8 milyon 763 bin olan tarım sektörü istihdamı, 1977' de 8 milyon 600 bin dolayına ineceği tahmin edilmiştir.

Tarım sektöründe sürekli eksik istihdamdan çok mevsimlik eksik istihdam önemli bir sorun olmaya devam edecektir.

Yurt Dışı İşgücü Talebi

1971 yılında yurt dışına gönderilen işgücü 1970 yılına göre 41 bin kişi azalmıştır. ÜBYKP döneminde, önceki yıllarda gerçekleşenin hızla devam etmeyeceği beklenmiştir. ÜBYKP döneminde yurt dışına gönderilecek işgücü sayısının 350 bin kişi dolayında olacağı tahmin edilmiştir.

1973 yılında enerji bunalımı ile başlayan ekonomik durgunlak ve artan işsizlik sonucu sanayileşmiş batı ülkeleri işçi alımlarını önemli ölçüde durdurmuşlardır. Böylece yurt dışında çalışan Türk işçilerinin sayısı 1973 yılından sonra azalmaya başlamıştır. 1973 yılında 766.800 kişiden, 1976 yılında 707.900 kişiye düşen yurt dışında çalışan işçi sayısı, 1997 yılından başlayarak özellikle Arap ülkelerine işçi göndermeleri sonucu 711.000 dolaylarına ulaşmıştır.

b.Toplam İşgücü Talebi

Yeni istihdam olanaklarının yaratılması tarım dışı sektörlerde öngörülen üretim hedeflerinin gerçekleşmesine bağlı olacaktır. Üretim hedefleri gerçekleştiği taktirde toplam yurt içi talebin Plan dönemi sonunda 14 milyon 930 bine çıkacağı tahmin edilmiştir. Toplam işgücü talebi ise yurt dışına işgücü gönderilmesi tahmininin gerçekleşmesi halinde 14 milyon 980 bin olacaktır.

2.İŞGÜCÜ ARZI

ÜBYKP döneminde 1972 yılında 15-64 yaş grubu için işgücü arzı tahmini 14 milyon 317 bin, 1977' de 16 milyon 80 bindir.

3.İŞGÜCÜ FAZLASI

1972' de toplam işgücü fazlası tahmini 1 milyon 600 bin, 1977' de 1 milyon 800 bindir. ÜBYKP döneminde öngörülen üretim hedeflerinin gerçekleşmesi halinde işgücünün oranı olarak toplam işgücü fazlasında bir değişme beklenmemiştir. 1972' de işgücü fazlası oranının % 11.2 iken, 1997' de de aynı oranda kalacağı bununla beraber eksik istihdamın bilinen sorunlarının bu dönemde de önemini koruyacağı tahmin edilmiştir.

Toplam yurt içi işgücü fazlası 1972' de 2 milyon kişi ile % 13.13' ten, 2.2 milyon kişi ile 1977' de % 13.5' e yükselmiştir. Yaklaşık 2.2 milyon olan işgücü fazlasının 740.000 kadarı, Ekim 1977 sonunda tarımsal istihdam içinde gizli bulunan "işgücü fazlası" grubudur.

Tarımsal işgücü fazlası, sayıca daha az da olsa en faal aylar olan Temmuz-Ağustos' ta "gizli işsiz" durumundadır. Tarımsal mevsimlik işgücü fazlasının 1972-1977 döneminin Mart-Mayıs aylarında 3.6 milyona yani tarımsal istihdamın % 40' ına kadar çıktığı hesaplanmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye' de önemli ölçüde mevsimlik tarımsal işsizlik yanında, sürekli tarımsal gizli işsizlik de bulunmaktadır.

4.İSTİHDAMIN SEKTÖREL DAĞILIMI

1972 yılında çalışanın % 65' inin tarımda istihdamı hedeflenmiş, % 66.9 oranında gerçekleşmiş, sanayi sektöründe % 11' lik istihdam hedeflenmiş, % 14.0 oranında gerçekleşmiş, hizmetler sektöründe % 24' lük istihdam hedeflenmiş, % 19.1 oranında gerçekleşmiştir. 1977 yılı için tarım sektöründe % 58' lik istihdam hedeflenmiş, % 61.8 oranında gerçekleşmiş, sanayide % 14' lük istihdam hedeflenmiş, % 16.2 oranında gerçekleşmiş, hizmetlerde ise % 28' lik istihdam hedeflenmiş, % 22.0 oranında gerçekleşmiştir.

5.İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI

1977 yılı için İKO hedefleri kır kesimi nüfustan % 38, şehir kesimi nüfustan % 38 ve toplam yurt içi nüfustan % 38' dir.

6.İLKELER VE TEDBİRLER

a.Kısa dönemde istihdam olanaklarını arttırma çabalarını perspektif plan döneminin gerekli kıldığı ileri ve sermaye-yoğun teknolojilerin gelişmelerini engelleyecek biçimde sürdürülecek, teknoloji seçimi ve tercihinde bu ilkeden hareket edilmesi esas olacaktır.

b.Kişilerin yetiştirdikleri meslek ve alanlarda istihdamının sağlanması esas olacaktır.

c.Ekonomik gelişmenin belli bir düzeye ulaşmasına kadar devam etmesi beklenen işgücü fazlasının yoğun olduğu bölge ve sektörlerin dış ülke istihdam olanaklarından öncelikle yararlanması esas olacaktır.

d.İş ve işçi Bulma Kurumu iş arayanların, en kısa dönemler içinde en yüksek verimi sağlayabilecekleri açık işlerde istihdamlarını kolaylaştırıcı tedbirleri özellikle yoğun sanayi bölgelerinde alacaktır.

5.İstihdamla ilgili gelişmelerin yakından izlemeye olanak vermek üzere üretim primlerinin mevcut ve yakın gelecekteki gelişim programlarına dayalı olarak kullanmak durumunda oldukları işgücünün nicelik ve niteliği hakkında güvenilir bilgileri toplayan ve değerlendiren bir sistem kurulacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ALTINCI BÖLÜM

İNSANGÜCÜ

A.PLANLI DÖNEMDE GELİŞMELER

Planlı dönemde öngörülen mal ve hizmet üretim araçlarının gerektirdiği sayıda ve nitelikteki insan gücünün yetiştirilmesi için belirlenen hedeflere dengeli bir biçimde ulaşılamamış, ekonomide bir yandan belirli sektörlerde yetişmiş insan gücü sıkıntısı çekilirken, öte yandan insan gücünün bölgeler arası dağılımı ve yerinde kullanımındaki sorunlar tümüyle çözülecektir.

Yüksek nitelikli insan gücü kaynaklarının arttırılmasında, ekonominin yapısı ve bu yapının oluşturduğu talep göz önünde tutularak, transfer edilen teknolojiyi uygulayacak nitelikteki kişilerin yetiştirilmesi gerekirken, yetiştirilenler genellikle teorik düzeyde kalmışlardır.

Orta nitelikli insan gücü ihtiyaçlarının karşılanmasında, örgün eğitim kurumları önem kazanmış, yaygın eğitim yoluyla yetenekli işgücü sağlanmasında sistemli bir çaba gösterilememiştir.

İNSANGÜCÜ SORUNLARI

1.Nitelik ve Nicelik Sorunları

Türkiye' de bazı dallarda önemli sayıda işgücü fazlalığına karşın, ekonomide üretimin her kademesindeki yetenekli işgücü ihtiyaçları sayısal olarak bütünüyle karşılanamamaktadır.

Genellikle eğitim görmüş işgücünün toplam çalışanlara oranı yetersizdir.

Yüksek öğrenim gören nitelikli teknik insangücü kaynakları arttırılırken, ekonomi için aynı derecede önem taşıyan orta nitelikli teknik insangücü kaynaklarının arttırılmasına gereken önem verilememiştir.

Ortaöğretimde öğretmen sayısı, öğrenci sayısı artışı karşısında yetersiz kalmıştır.

Yüksek öğretimde öğretim üyesi sayısı yetersizdir. Yüksek öğretimde bilimsel ve teknik araştırmalara gereken ağırlık verilememiştir.

Mühendis başına düşen teknisyen sayıları giderek düşmektedir.

Doktor başına düşen yardımcı sağlık elemanı sayısı yetersiz olduğundan doktorlar daha alt nitelikteki hizmetleri yapmaya zorlanmakta ve kendilerinden beklenen hizmetin verimi düşmektedir.

Sevk ve idareciler sayısal yönden yeterliliğine karşılık nitelik açısından yetersizdir.

2.İnsangücünün Yöresel ve Sektörlerarası Dağılımı Sorunu

Sanayileşmeye bağlı olarak artan hizmet ihtiyaçları her nitelikteki insangücünün hizmetler sektöründe gereksiz yığılmasına yol açmaktadır.

İnsangücünün bölgeler arası dağılımındaki dengesizlikler, özellikle sağlık alanındaki insangücünde ve öğretmenlerde belirgindir. 1970 yılında nüfusun % 8.9' unun yaşadığı 11 Doğu ve Güneydoğu ilinde toplam doktorların % 2.2' si çalışmakta, nüfusun 17.2' sinin yaşadığı üç büyük ilde toplam doktorların % 65.8' i çalışmaktadır.

Öğrenci başına düşen öğretmen sayısında bölgeler arası dengesiz bir dağılım vardır.

 

 

3.Yurt Dışına Nitelikli İnsangücü Akımı

Yetersiz ve dengesiz çalıştırma, ücret, sosyal statü, bilim ve teknoloji politika uygulamalarının olumsuz etkisi sonucu, yüksek masrafla yetiştirilen insangücü yurtdışında çalışma olanakları aramakta ve "beyin göçü" sorunu büyük önem kazanmaktadır. ÜBYKP başında nitelikli insangücü mevcudunun 1/10' unun yurtdışında bulunduğu tahmin edilmektedir.

Yüksek nitelikli insangücü göçünün yanısıra 1965-1970 döneminde 90 bin dolayında yetişkin işçinin yurt dışına çıkışına bağlı olarak bu tür insangücü ihtiyaçlarını % 26 oranında arttırmıştır.

4.İnsangücü Arzı İle İlgili Sorunlar

İnsangücünün yetiştirilmesinde başlıca sorunlar eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği; teknik, mesleki ve genel eğitim arasında yatırımların dengesiz dağılımı, eğitim yatırımlarında olgunlaşma süresinin uzunluğu ve eğitim sisteminin ekonominin gelişmesine uyumunun sınırlı oluşudur.

Yüksek öğretimde sosyal bilimlerde arz artışı.

Ekonominin talep ettiği teknisyen arzının sınırlı kalışı.

Sevk ve idareciler ile yetişkin işçilerin arzında ortaya çıkan açık ve nitelik sorunu.

5.Ücret Sorunu

İnsangücü alanında beliren sorunların başlıca nedenlerinden biri, uygulanan yetersiz ve dengesiz ücret ve istihdam politikasıdır. Kamu ve özel kesim arasındaki ücret farkının yanısıra sektörler arası ücret farkı da nitelikli insan gücünün yurt dışına göçünü hızlandırmıştır.

6.Talep-İhtiyaç Farklılaşması

Özellikle teknik insangücüne özel kesim talebinin içinde bulunduğu teknoloji şartların gerektirdiği standarttan düşük olması nitelikli insangücünde işsizlik, yerinde kullanmama ve dışarıya insangücü akımı sorununu doğurmaktadır.

B.ÜÇÜNCÜ PLAN DÖNEMİNDE GELİŞMELER

1.İnsangücü İhtiyacı, Arzı ve Açıkları

Uzun dönemde amaçlanan ekonomik büyümenin gereği olarak insangücü ihtiyaçlarının projeksiyonunda ekonominin tüm sektörleri için üretim, katma değer, yatarım, istihdam ve verimlilikteki gelişmeler ile uluslar arası karşılaştırmaları göz önüne alan bir insangücü modelinden yararlanılmıştır.

İnsangücü arzındaki gelişmeler mevcut eğitim sistemine göre eğitim kurumlarının tam kapasite ile kullanımı varsayımına dayanarak saptanmıştır.

Sağlık alanındaki insangücü ihtiyaçları mevcut sağlık kurumları Üçüncü ve Dördüncü Plan dönemlerinde yataklı tedavi kurumlarında yaratılacak ek yatak kapasiteleri ile sosyalizasyon hizmetlerinin kapsamında öngörülen hedefler dikkate alınarak hesaplanmıştır.

Sevk ve idareciler ihtiyacı 1977' de 220 bin dolaylarında bulunacak, bu konudaki ihtiyaç arz kaynaklarının fazlalığı ve çeşitliliği nedeniyle nicelik yönünden karşılanacak, hizmet-içi yaygın eğitimden yararlandırılacaklardır.

 

 

2.İlkeler ve Tedbirler

a.İnsangücü politikasının eğitim, istihdam, çalışma koşulları, bilim ve teknoloji ile sanayileşme politikaları ile birlikte ele alınması temel ilkedir.

b.Üretime katılacak fertlere üretime dönük bilgi, beceri ve teknikler kazandırılacaktır.

c.Çalışma süresi boyunca meydana gelen değişikliklere uyum için yaygın eğitimden yararlanılacaktır.

d.İnsangücünün yerinde istihdamı sağlanacaktır.

e.İnsangücünün sektörler ve bölgeler arasındaki denge ve esnekliğini sağlayıcı istihdam ve ücret politikası izelenecektir.

f.İhtiyaca göre arz fazlası yaratılmış olan öğretim dallarında kapasite sınırlamasına gidilecek, ihtiyaçların karşılanmadığı dallarda ise mevcut okul ve üniversitelerin tam kapasite ile kullanımı gerçekleştirilecektir.

g.Teknoloji ithali ve transferinde yabancı sermayi ile birlikte ancak üstün nitelikli teknik insangücünün gelmesine izin verilecektir.

h.Belli bölgelerde ve hizmet yerlerinde belli sürede hizmet etme ilkesine göre de insangücünün yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak amacıyla tüm yüksek öğrenim yapanlara uygulanacak, "yurt kalkınması hizmeti" için gerekli mevzuat planın ilk yılı içinde hazırlanacaktır.